Geçtiğimiz hafta İstanbul’da etkili olan sağanak yağmur yağışı ve ardından yaşanan sel felaketi bizlere, doğanın yıllardır elinden aldığımız hakkını, kendi bildiği yoldan geri alışına şahit olmak oldu. Sokaklar göle dönüştü, araçlar sürüklendi, binlerce ev ve işyeri sular altında kaldı.
Televizyon ekranlarında ve açıklamalarda bilançonun ağırlığını gözler önüne serildi. Yaklaşık 10 milyar liralık doğrudan ve dolaylı bir zarar ve 7 can kaybı. Peki, insanlar olarak bizler gerçekten ne zaman ders alacağız?
İnsanoğlu olarak doğayı kontrol edebileceğimizi, dere yataklarını betona boğarak hapsedebileceğimizi düşünüyoruz. Doğanın hafızası insanlığın hafızasından çok daha derin ve güçlüdür. Kendinden çalınanı unutmaz ve vakti geldiğinde adımlarını atar. Geçtiğimiz hafta tanık olduğumuz felaket, doğanın gücü karşında yapılarımızın ne kadar çaresiz olduğunu gösterdi bizlere. Doğa, kendisine ait olanı geri aldı ve arkasında ise gözü yaşlı aileler ve harabeye dönmüş bir şehir bıraktı.
Geçtiğimiz haftaki taşkınlar gerçekten bir milat olacaksa, bu sadece süslü sözlerde kalmamalı. Dere yataklarına dikilen binalarla, ranta kurban edilen yeşil alanlarla ve altyapısızlığın üzerini örten süslü kaldırımlarla gerçekleri görmek gerekiyor. Aksi takdirde doğanın bir sonraki uyarısının maliyetini ödemeye hiçbirimizin gücü yetmeyebilir.