Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2026’da yapılan ara seçimler, yalnızca Kongre’deki sandalye dağılımını değiştirmedi. Seçmen, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemine güçlü bir siyasi ikaz gönderdi. Cumhuriyetçiler Trump ile hezimet, hatta tabiri caizse tam olarak tarihi bir hezimet yaşadı.

Yazının başında şu hususları hatırlatmak isterim. “Yorum/Aşırı Yorum” denklemi açısından bir sapma yaşanmasın. Bu seçimin asıl hikâyesi yalnızca Demokratların Kongre’yi kazanması olmadı. Trump, ikinci başkanlık döneminin ortasında, kendi siyasi gücünü bir referanduma dönüştürüp seçmenden beklediği onayı alamadı. Üstelik seçmen tepkisinin merkezinde ideolojik tartışmalardan çok hayat pahalılığı, İran savaşı ve yönetimin hesap verebilirliği var.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (1)

Diğer yandan Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanması, Trump’ın başkanlık yetkilerini devraldıkları anlamına gelmiyor. Yeni Kongre Ocak 2027’de göreve başlayacak. O zamana kadar ve sonrasında Beyaz Saray dış politika ve yürütme gücünü elinde tutacak. Demokratların en güçlü araçları ise yasama gündemini denetlemek, bütçe ve atamaları zorlaştırmak, soruşturmalar yürütmek ve gerektiğinde veto karşısında siyasi baskı kurmak olacak.

Teksas’tan Kansas’a değin Cumhuriyetçi kalelerin âdeta çöktüğüne şahit olduk.

Cumhuriyetçilerin yıllardır güvenli liman gördüğü bazı eyaletlerde Demokratların kazandığı zaferler, aslında; Amerikan siyasetinde alışılmış haritanın yeniden çizildiğini gösteriyor. Fakat bu sonucu yalnızca Demokratların başarısı olarak “aşırı yorum” olur. Meselenin aslını, Trump’ın kendi liderliğini seçimlerin merkezine yerleştirmesi ve seçmenin bu tercihe verdiği cevapta aramak gerekiyor.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (3)

CUMHURİYETÇİ KALENİN DUVARLARI YIKILDI. BU BİR SEÇİM Mİ, SİYASİ UYARI MI?

Demokratlar Senato’da çoğunluğu elde etti. Seçim gecesi ve sonrasındaki sayımlarda Demokratların Senato’daki üstünlüğü en az 54’e karşı 44 sandalye olarak açıklandı. Temsilciler Meclisi’nde de çoğunluk Demokratlara geçti. İlk canlı sonuçlarda Demokratlar 228, Cumhuriyetçiler 139 sandalyede görünüyordu. Bu tablo, sayım tamamlanmadan alınmış bir anlık tabloydu.

Daha çarpıcı olan kazanılan eyaletlerdi. Texas’ta James Talarico’nun Senato yarışını kazanması, 1988’den bu yana eyalette seçilmiş ilk Demokrat senatör olması anlamına geliyor. Kansas, 1932’den beri ilk kez Demokrat bir senatör seçti. South Carolina’da da yaklaşık otuz yıllık Cumhuriyetçi üstünlüğü sona erdi.

Georgia’da Keisha Lance Bottoms ülkenin ilk siyahi kadın valisi oldu. New Mexico’da Deb Haaland, bir eyaletin valiliğine seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın olarak tarihe geçti. Texas’ta Gina Hinojosa, eyaletin ilk Latin kökenli kadın valisi oldu.

Bunlar yalnızca sembolik kazanımlar değil elbette. Cumhuriyetçilerin uzun süredir kendilerini doğal çoğunluk olarak gördüğü bölgelerde seçmenin ekonomik ve siyasi tercihlerinin değişebildiğini gösteriyor. Rutgers Üniversitesi’nin seçim değerlendirmesi de bu dalganın, onlarca yıldır Cumhuriyetçilerin elinde bulunan koltukları değiştirdiğine dikkat çekiyor.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (5)

TRUMP’IN SEÇİM FATURASI: İRAN, BENZİN VE HAYAT PAHALILIĞI

ABD’de ara seçimler bitti. Gelelim faturasına…

Trump, seçim yenilgisinin sebepleri arasında İran savaşını ve bunun benzin fiyatlarına yansımasını kabul etti. Ek olarak savaşın kısa vadede akaryakıt fiyatlarını yükselttiğini söylemesine rağmen İran konusunda aldığı karardan pişman olmadığını da belirtti. Bu açıklama mühim. Zira Trump, seçmenin ekonomik itirazını kabul ediyor fakat stratejik tercihinden geri adım atmıyor. Klasik bir Trump refleksi.

Amerikan seçmeni için dış politika –her ülke için- mutfak bütçesinden bağımsız bir mesele değil. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, petrol taşımacılığını ve enerji fiyatlarını etkilediğinde bunun faturası doğrudan tüketiciye çıkıyor. Dolayısıyla İran savaşı, Washington’daki jeopolitik bir dosya olmaktan çıkarak Amerikan seçmeninin gündelik hayatına girdi.

Bu arada bu konuyu daha da temellendirip sağlam bir zemine oturtalım.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, bu tabloyu daha geniş bir çerçeveye oturtarak; jeoekonomik çatışma, devletler arası silahlı çatışma, toplumsal kutuplaşma ve dezenformasyon birbirini besleyen başlıca riskler arasında gösteriyor. Başka bir ifadeyle, artık savaşın maliyeti yalnızca cephede ölçülmüyor. Enerji faturasında, tedarik zincirinde ve sandıkta da karşınıza çıkabiliyor.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (2)-1

TRUMP “BAY VETO” MU OLACAK?

Trump’ın seçim sonrasındaki açıklaması mühim ve dikkat çekiciydi. Demokratlarla çalışabileceğini, ancak veto yetkisinin kendisinde olduğunu hatırlattı. Bu söz, önümüzdeki iki yılın siyasi karakterini de özetliyor.

Demokratlar Kongre’de bütçe, yasama, komite soruşturmaları ve başkanlık atamalarının onay süreçleri üzerinde önemli bir güç kazanacak. Yönetimin harcamalarını denetleyebilecek, İran politikası hakkında soruşturmalar açabilecek ve bazı kararların önüne siyasi ya da hukuki engeller koyabilecekler. Fakat Trump’ın elinde güçlü bir anayasal araç bulunuyor. O da “veto” yetkisi... Kongre’nin başkanlık vetosunu aşabilmesi için hem Temsilciler Meclisi’nde, hem Senato’da üçte iki çoğunluk gerekiyor. Demokratların mevcut çoğunluğu bu eşiği karşılamıyor. Bu sebeple Trump’ın her kanunu veto etmesi mümkün olsa da sürekli veto kullanmak siyasi açıdan tuzlu olabilir. “Bay Veto” olarak anılması ihtimal dâhilinde. Fakat daha gerçekçi senaryo ise karşılıklı pazarlık, yasama tıkanıklığı ve zaman zaman sert siyasi çatışma olarak ortaya çıkacak gibi gözüküyor.

Öte yandan Demokratlar da her istediklerini yapabilecek durumda değil. Sağlık sigortası, sosyal harcamalar, göç politikası ve vergi düzenlemelerinde gündem oluşturabilirler fakat,Trump’ın imzası olmadan kapsamlı yeni kanunları hayata geçirmek kolay iş değil. Buna karşılık yönetimi denetlemek ve 2028 seçimleri öncesinde siyasi gündemi belirlemek için ellerinde ciddi imkânlar var. Bu durum Demokratlar için Cumhuriyetçilere karşı güçlü bir koz olarak ortaya çıkıyor.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (2)

AMERİKAN SİYASETİNDE YENİ BİR EŞİK: MÜSLÜMAN TEMSİLİ

Amerikan siyasetinde Müslüman temsilinde yeni bir rüzgâr esiyor.

Michigan’da Abdul El-Sayed’in zaferi, Amerikan siyasi tarihi açısından önemli bir dönüm noktası. El-Sayed, ABD Senatosuna seçilen ilk Müslüman oldu. Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısındaki başarış hiç de yadsınacak düzeyde değil. Eski bir halk sağlığı yöneticisi olan El-Sayed, kampanyasını sağlık hizmetlerine erişim, hayat pahalılığı ve şirketlerin siyaset üzerindeki etkisinin sınırlandırılması üzerine kurdu.

Kongre’ye en az yedi Müslüman siyasetçi seçildi. El-Sayed’in yanı sıra New Jersey’den Adam Hamawy ve New York’tan Darializa Avila Chevalier Temsilciler Meclisi’ne girdi. Rashida Tlaib, Ilhan Omar, André Carson ve Lateefah Simon da koltuklarını korudu.

Bu tablo, Müslüman Amerikalıların siyasi temsilinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Müslüman nüfusun çözüm odaklı yaklaşımları takdire şayan… Elbette El-Sayed’in başarısında ekonomik vaatler, sağlık politikası, genç seçmenler ve Trump yönetimine yönelik tepki de belirleyici oldu. Kimlik siyaseti çok önemliydi ama tek sebep de değildi.

Bir başka dikkat çekici gelişme de İsrail’e şartsız askeri desteğe yönelik eleştirilerin Demokrat seçmen tabanında daha görünür hâle gelmesi. Bu önemli. Bu eğilim, ABD’nin İsrail politikasını hemen değiştirmese de Demokrat Parti’nin gelecek yıllardaki dış politika tartışmalarını etkileyeceğe benziyor.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (4)

HÜRMÜZ’DEN ANKARA’YA… YENİ KONGRE BÖLGEYİ DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Gelelim bölgemize. ABD ara seçimleri bölgemize nasıl etki edecek? En kritik soru burada başlıyor.

Demokratların Kongre çoğunluğunu alması, Trump’ın İran ve İsrail politikasını otomatik olarak değiştirmeyecek. Bunu not edelim. Amerikan başkanı dış politika ve askeri operasyonlarda geniş yürütme yetkilerine sahip. Basına yansıyanlara da bakacak olursak Trump’ın dış politikada önemli ölçüde hareket alanını koruduğunu görüyoruz.

Bununla birlikte Demokratlar, İran operasyonlarının finansmanı, savunma bütçesi, silah transferleri ve yönetimin yetkilendirme süreçleri üzerinden baskı kurabilir. Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması için diplomatik çözüm arayışını güçlendirebilirler. Reuters’ın enerji politikası analizinde de Demokratların harcama şartları, atama süreçleri ve kongre denetimi üzerinden yönetimi müzakereye zorlayabileceği belirtiliyor.

Türkiye açısından bu yeni denge hem fırsat, hem risk taşıyor. Ankara; NATO üyeliği, coğrafi konumu ve İran, Suriye, Gazze dosyalarındaki diplomatik ağırlığı dolayısıyla Washington için önemli bir aktör olmayı sürdürüyor. Ancak Kongre’nin Türkiye’ye yönelik silah satışları, CAATSA yaptırımları ve F-35 meselesindeki denetim rolü de devam edecek. Cumhuriyetçi ya da Demokrat çoğunluk tek başına bu dosyaları çözmeye yetmez. Bu kilit bir durum.

İran ile savaşın uzaması, Hürmüz’deki belirsizliğin sürmesi ve petrol fiyatlarının yüksek kalması Türkiye’nin enerji maliyetlerini, enflasyonunu ve dış ticaret dengesini etkileyebilir. Bu sebeple Türkiye’nin önceliği, Washington’daki parti değişimini kendi lehine bir zafer gibi okumaktan çok bölgesel gerilimi azaltan diplomatik kanalları güçlendirmek olacaktır.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (6)

2028’E GİDEN YOL: ABD’NİN YENİ SİYASİ İMTİHANI

Gelelim “2028 seçimleri nasıl şekillenebilir” sorusuna…

Demokratların önünde de kolay bir dönem yok. Bu zafer, partinin ideolojik problemlerini çözmedi. İlericiler ile merkez kanat arasındaki gerilim sürüyor. Bir kesim daha kapsamlı sosyal politikalar isterken diğer kesim, salıncak eyaletlerde seçmeni ürkütmeyecek daha merkezi bir çizgiyi savunuyor. AP’nin seçim sonrası analizi, zaferin Demokratların gelecekte hangi siyasi çizgide birleşeceği sorusunu henüz cevaplamadığını gösteriyor.

Neticede bu seçim, Trump’ın siyasi sonu değil. Ancak sınırsız hareket alanının daralacak olması da bir gerçek. Demokratlar Amerika’yı bir gecede dönüştüremez. Trump da Kongre’yi yok sayarak her istediğini gerçekleştiremez. Önümüzdeki iki yıl, Amerikan sisteminin denge ve denetim mekanizmalarının ne kadar dayanıklı olduğunun sınavı olacak.

Daha büyük resimde ise ABD, kendi içindeki kutuplaşmayla uğraşırken dünyanın geri kalanına güven veren bir liderlik sergilemekte zorlanabilir. Bu boşluk; Çin’den Avrupa’ya, Körfez’den Türkiye’ye kadar orta güçlerin hareket alanını genişletebilir.

Sandığın verdiği mesaj basit ama güçlü…Seçim sonuçları ekonomik bedeli ağırlaşan, dış politikada sorgulanmayan ve içeride hesap vermeyen bir yönetimin, en güçlü siyasi lider için bile kalıcı bir güvence olmadığını net bir şekilde ortaya koydu.

Denizli Haber Irfan Atasoy 6 Kasım 2026 Köşe Yazısı (1)-1

Washington’da terazinin kefesi artık değişti.

Kongre denetimi ve bütçe baskısı artacak fakat askeri kararlar ve dış politika konusunda başkanın yetkileri sürecek. Bence önümüzdeki dönemin belirleyici meselesi de tam olarak bu olacak. Washington’da iç siyasi denge değişirken, dış politikada ne ölçüde gerçek bir rota değişikliği yaşanacağı merak konusu…

Ve bu değişim dünyadaki güç dengelerini mi, yoksa yalnızca Amerika’nın kendi iç siyasetini mi dönüştürecek hep birlikte yaşayıp göreceğiz.