Biz ne zaman bu kadar kolay vazgeçtik güvenmekten, emekten, helalinden kazanmanın o huzurlu uykusundan? Son günlerde borsada yaşanan fon krizi ve ortaya çıkan gerçekler gerçekten herkesi derinden etkiledi. İnsan soramadan edemiyor, nasıl bu kadar acımasız oluyoruz ve binlerce hatta milyonlarca insanın hakkını yiyebiliyoruz!

İnsanlık tarihi boyunca dolandırıcılık hep vardı. Kılık değiştirdi, yöntem değiştirdi ama gerçeği hiç değişmedi. Fakat son yıllarda ülkemizde tanıklık ettiğimiz manzara, sıradan bir asayiş olayının çok ötesinde, derin bir toplumsal sorunu açıkça bizlerin gözünün önüne getirdi. Artık sadece paralarımız çalınmıyor, güvenimiz ve inancımızda çalınıyor.

Hatırlayalım bazı olayları "Tosuncuk" lakaplı bir gencin peşinden giden ve sırf daha çok kazanç hırsıyla varını yoğunu o sanal çiftliklere yatıran ve paralarını kaptıran insanları… Çok geçmeden kripto para borsalarında buharlaşan ve bir kişinin alıp götürdüğü hayaller ve hayatlara tanık olduk. Ardından, bir başını sokacak sıcak bir yuva, bir ev ya da araba hayaliyle dişinden tırnağından artıran dar gelirli ailelerin kapısına kilit vuran firmaları ekranlarda ve haberlerde izledik.

Ve son olarak gündeme düşen fon skandalı... Ekrana yansıyan görüntülere insan gerçekten inanımıyor. Kasa kasa paralar, kilo kilo altınlar, lüks yatlar, milyonluk araçlar... Bir yanda sistemin boşluklarını kullanarak, gücüne güç katarak servetini katlayanlar, şatafat içinde yaşayan bir azınlık, diğer taraftan bir ömür dökülen alın terinin bir gecede sıfırlanışını çaresizlikle izleyen binlerce insan.

Asıl izlediğimiz ekranlarda kilolarca altınlar ve paralar değil, güvensizlik ve helal kazanma olgusunun yok olması… Asıl mesele, o ışıklar söndüğünde geriye temiz bir vicdan ve lekesiz bir isim bırakabilmektir. Bence en büyük servet budur.